Ufuk Kucur’un tüm hikâyesi 1997 yılında Ankara’da başladı. Tesbihle tanışması 13-14 yaşlarına dayanıyor. Önce bir merak ve ilgi ile başlayan tesbih, zamanla onun hayat yoluna dönüştü.
Kucur, yalnızca bir zımpara ve zeytin çekirdekleri kullanarak ilk tesbihini 2013 yılında yaptı. Kendisinin bugün hâlâ sakladığı bu ilk eser, onun için yolculuğunun başlangıç istasyonu oldu. Tesbih yapım eğitimi almadı. Ustaları kâh seyrederek, kâh onlarla sohbet ederek edindiği bilgilerle denemeler yaparak kendisine özgü tekniği geliştirdi.
Makineler de merak konusuydu Ufuk Kucur’un. Tesbih için gereken makineler ve alet edevat bu ilgisini arttırmıştı. Bunun üzerine Kucur, makine mühendisliği konusunda eğitim almaya karar verdi. Pamukkale Üniversitesindeki eğitimi boyunca tesbih yapmaya devam etti. Öğrenci evindeki atölyesinde mesleki becerilerini, mühendislik bilgisiyle zenginleştirdi ve tesbih sanatına yaklaşımı değişti: Ölçü, oran, geometri ve malzeme gibi mühendislik prensipleri, kendisine ait estetik anlayışıyla birleşti, genişledi.
Yüksek eğitimini tamamladıktan sonra Ankara’ya dönen Kucur, burada bir atölye kurdu. Halen; eski ve nadir objelerden, mühendislik perspektifiyle oluşturduğu estetikle tesbih üretmeye devam ediyor.
Durmadan öğrenmeye ve kendini geliştirmeye çabalıyor çünkü; Ufuk Kucur için tesbih, bir arayışla başlamıştır ve nihayete ermeyecek arayışlarla sürecektir.


